Bir önceki paylaşımımda. 'SABIR' konusunu ele almaya çalışmıştım.Şimdi de 'ŞÜKÜR' konusu üzerinde durmak istedim. Umarım beğenirsiniz.
Şükür, Arapça kökenli bir kelime olup,mutlu bir olaydan, yapılan bir iyilikten dolayı duyulan hoşnutluğu bildirmek, teşekkür etmekdir.
Peki kime neden şükretmeliyiz?
Bu sorunun cevabını hakkıyla verebilmemiz için sahip olduğumuz nimetlerin farkındamıyız onu sorgulamamız lazım önce. Nedir bu nimetler;
Görebilmek, duyabilmek, yürüyebilmek, gülebilmek, nefes alıp verebilmek...
Gece gündüz sadece nefes alıp verebilmemizin şükrünü ifa etmek istesek yinede şükrün hakkını veremeyiz.
Nitekim Hak dostlarından Mehmed Emîn Efendi, talebelerinden birine yazdığı bir mektupta şöyle buyurmuştur:
"…Bir nefeste iki nîmet vardır (birincisi nefesi alabilmek, ikincisi aldığı nefesi verebilmek). Bunun için her nefese iki şükür lâzımdır. Her saat bin nefes ve her nefese iki şükür olmak üzere yirmi dört saatte kırk sekiz bin şükür gerekir. Bir insan bütün işlerini bırakıp «şükür, şükür» diyerek Allah Teâlâ’ya devamlı hamd ve şükretse, yine de şükrün hakkını veremez. Mâlûm oldu ki, Allah Teâlâ’ya şükrün binde birini edâ edemez.”
Gözleri görmeyen birini düşünün, görebilmek için nelerini vermezdi? İki saat gözümüz kapalı durmaya tahammül edebiliyor muyuz? Ya da yürüyemeyen bir insanı düşünün. Yürümek için nelerini vermezdi?
Bunlar uzuvlarımızla alakalı şükrünü eda etmekte aciz kalacağımız nimetlerdi.
Çeşit çeşit yiyecekler, içecekler, giyecekler, doğa, ağaçlar, çiçekler... Saymakla bitiremeyeceğimiz lütuf ve ihsanlar...
Maalesef günümüzde şükretmek yerine, nefsimizin esiri olmuşuz. Nefis doymak bilmiyor. Neye sahipse daha fazlasını istiyor. Bir evimiz var mesela , daha büyüğü olsun. Daha büyük evimiz olsa villa olsun. Villa olur, havuzu büyük bir villa olsun. Ölene kadar nefsimizin kölesi oluyoruz adeta.
Bunun yanı sıra insanlara karşı da, bize yapılan bir iyilik karşısında bir teşekkürü çok görnemeliyiz. Zira Peygamber Efendimiz:
İnsanlara şükretmeyen, Allah'a da şükretmez.
buyurmaktadır.
Sadece varlıkta değil, yokluk zamanında da sabır gösterip şükretmeliyiz. Üstad Necip Fazıl şiirinde:
Kıyamete kadar yıkılmaz çatı;
Kabir!
Ha doksanbir olmuş evlerin katı,
Ha bir!
Karanlık, deştikçe dipsiz karanlık...
Düşün!
Olanca gerçeği işte, bir anlık
Düş'ün!
Tükür bu hayatın irin yüzüne!
Tükür!
Gam yeme, çıkmak var yolun düzüne; Şükür!
diyerek,şükrederek sıkıntıda olsakta bir gün düzlüğe çıkacağımızı vurgulamaktadır.
Allah, hepimize verdiği nimetlerin şükrünü layıkıyla ifa edebilmeyi nasip eylesin.
Amin.
Amin. Şükretmesini bilmeyenler, mutlu olamazlar.
Aynen. Ellerindekinin kıymetini bilmezler çünkü. Hep daha fazlasını isterler.
Posted using Partiko Android
👍👍
credit: @oendertuerk
Bu yazı Steemit Türkiye discord sunucusunda önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında günün yazısı olarak seçilerek oy kazanmıştır. #tr tagi altında kaliteli içeriklerizi görmekten mutluluk duyarız.
Detaylı bilgi için Steemit Türkiye Discord bağlantısını ziyaret edebilir ve ve #steemit post paylaşım kanalında yazılarınızı paylaşabilirsiniz.
Çok teşekkür ederim.
Tefekküre yönlendiren yazılarınızı zevkle okuyorum yüreğine sağlık...
Çok teşekkür ederim hocam. Beğendiğinize çok sevindim.
Thank you for using Resteem & Voting Bot @allaz Your post will be min. 10+ resteemed with over 13000+ followers & min. 25+ Upvote Different account (5000+ Steem Power).
Bu yazı Curation Collective Discord Sunucusunda küratörlere önerilmiş ve manuel inceleme sonrasında @c-squared topluluk hesabından oy ve resteem almıştır.
This post was shared in the #turkish-curation channel in the Curation Collective Discord community for curators, and upvoted and resteemed by the @c-squared community account after manual review.
Teşekkür ederim :))
Merhaba. Yazınız C² ekibi değerlendirmesi ile Trliste kürasyon kuyruğu tarafından oylanmıştır. Sevgiler.
Teşekkür ederim :))