[ENG-TR] Harman Yeri(It’s mean: Threshing Place) —||— Harman Yeri

in Hive TR2 months ago

ENG

Hello everyone from Çorum, Osmancık, from my village! Hello friends. When I set off from Izmir, to those who ask me where I am going, I briefly say, "I am going to my village." However, my family does not live in the village, but in the district. But I like to say it like this. To those who ask where is your village, I say "Çorum." I like to talk less, as if I have a daily speech quota. More precisely, I don't like to talk too much. Who listens to whom anyway? And when it comes to writing, I just spill out. Then I read what I have written. I read and read and don't like it, and when I don't like it, I write. When I am defeated, I continue wrestling. Even if it's to myself, even if it's to the mountains, even if it's to the rocks, even if it's to the bushes, even if it's to the cats and dogs, even if it's to myself as a last resort, I have to tell. I will tell you about the "Threshing Place" in my village. I will tell you about the stage of the Rice Pilaf that comes to our table from the field.


My mum, dad and I set off together to see our relatives in Harman. We passed the old war aircraft and the statue of Baltacı Mehmet Pasha at the point where the main road leads from the city, we passed the businesses selling chickpeas and rice on the road, we passed the endless paddy fields, the Kızılırmak River, the embankment on it and we came to the junction from the main road back to our village. The name of our village is "Deliler". That's what it says on the signboard at the junction. But someone has scratched the letter "i" in between. It attracted more attention because it was scratched. But then someone else covered it with something. But you can still see the mark. One is smarter than the other, but which one? :))


According to what my father told me, the name Deliler(ıt’s mean: Crazy People) came from the time of the Ottoman Empire, when they disbanded the Deliler group in the army, and they settled in our village. Supposedly, the lineage extended from there to today. Even from such a name, if they have something to boast about, they are not that crazy. I mean, we are not. :)) From here, we crossed the bridge of the village, fields and gardens, goats, dirt roads and reached Harman Yeri.

At this time, all the villagers are at the Harman Yeri. Because it is paddy harvest time. The harvested paddy is brought here and dried on the tents spread on the ground. Everyone has a separate area and "Kelik" here. Kelik is a place made of wood, made in an open area to protect themselves and their food and drinks from the sun. I heard this name for the first time. I don't know if there is such a word or what it means, but there is something called Kelik in our village and now I know what it looks like :)) When we went there, everyone was in a desperate wait. Because the combine harvester had broken down and everyone was waiting for it to be repaired, to harvest their paddy and bring it here. The lucky ones, whose paddy was harvested before the vehicle broke down, were waiting for their paddy to dry. They don't have much work now. A Trader or Agricultural Credit Cooperative they have agreed with will come and take their paddy from here.

Here, I tangibly felt the sense of confidence that comes from being in a place we know and are known. From the shepherd we met on the road - which is actually not just the shepherd, but the owner of those goats - to every grain of paddy dried in the Harman Yeri, everyone and everything is familiar. I liked this confidence. I came to the conclusion that people's desire to return to their villages sooner or later stems from this feeling. I still don't want to return to my village, because if I do, I will never be able to leave. Because returning is easy, leaving is difficult. If I migrate here for good one day, it would mean that I have been defeated by life, that I am too weak to stand on my own. Actually, I am ready for this defeat. But I continue to resist.

We went to my aunt and her husband, who were the most familiar among the acquaintances. They immediately set up a table in the shade and lit the samovar. On the table, there were products grown here. They had taken healthy living to such an extreme that instead of using sugar for tea, they ate a teaspoon of honey from the bees they kept instead of sugar for each cup of tea. Although I didn't use sugar for tea, I kept up with the honey technique. After drinking tea, I went to Bostan. Bostan is an old expression. In the village, they call the place where crops such as watermelon, melon and pumpkin are grown in this way. However, I knew it as another name for watermelon. There were a few sunflowers on the edge of the orchard. I couldn't tell whether they were dried, rotten or consumed. There were no seeds inside. Again, there were broom grasses on one side of the orchard. These grasses are really used as brooms. When the grasses grow and harden, they are tied to the end of a stalk and used to sweep the floor. There used to be a lot of them in the past, but now they are not seen much.


The paddy is taken from here to the factories. In the factory, the husks are peeled and turned into rice. The rice is sacked, bagged, packaged and distributed all around. This is the famous Osmancık Rice. Or have you still not heard of Osmancık Rice? For a long time, Osmancık Rice is a patented type of Rice. In other words, most of the rice sold in the markets as Osmancık Rice is so named not because it is grown here, but because it is of this rice type. Source


It was a different feeling for me to see the natural areas where rice, watermelon, melon, pumpkin, seeds and broom grow. I hope I was able to convey that feeling to you. Take good care of yourself, kisses... :))


TR

Çorum’dan, Osmancık’tan, köyümden, herkese merhaba! Merhaba arkadaşlar. İzmir’den yola çıkarken, nereye gittiğimi soranlara, kısaca, "Köyüme gidiyorum." diyorum. Halbuki ailem köyde değil, İlçede yaşıyor. Fakat böyle söylemeyi seviyorum. Köyün neresi diyenlere "Çorum." diyorum. Günlük konuşma kotam varmış gibi, az konuşmayı, seviyorum. Daha da doğrusu, çok konuşmayı sevmiyorum. Kim kimi dinliyor ki zaten? İş yazmaya gelince de dökülüveriyorum. Sonra da kendi yazdıklarımı okuyorum. Okuyup okuyup beğenmiyorum. Beğenmedikçe yazıyorum. Yenildikçe, güreşi sürdürüyorum. Kendime de olsa, dağa taşa, çalıya çırpıya, kediye köpeğe de olsa, son çare kendime de olsa, anlatacağım mecbur. Köy diyordum. Size köyümdeki "Harman Yeri’ni" anlatacağım. Soframıza gelen Pirinç Pilavı’nın tarladan çıkış yaptığı aşamasını anlatacağım.


Annem, babam ve ben birlikte, Harman yerinde olan yakınlarımızı görmek için yola çıktık. Şehirden ana yola çıkılan noktadaki, eski savaş uçağını ve Baltacı Mehmet Paşa Heykeli’ni geçtik, yol üstündeki Leblebi ve Pirinç satan işletmeleri geçtik, uçsuz bucaksız Çeltik tarlalarını, Kızılırmak’ı, onun üzerindeki Bent’i geçtik ve ana yoldan Köyümüze dönülen yol ayrımına geldik. Köyümüzün ismi "Deliler". Yol ayrımındaki tabelada da öyle yazıyor. Fakat birisi, aradaki "i" harfini kazımış. Kazındığı için daha çok dikkat çekiyordu. Fakat sonra da bir başkası, onun üzerini bir şeyle kapatmış. Ama iz hala belli oluyor. Birisi diğerinden daha akıllı ama hangisi? :))


Babamın anlattığına göre; Deliler ismi, Osmanlı imparatorluğu zamanında, ordudaki bir grup olan Deliler grubunu lağvettiklerinde, onlar bizim köye yerleşmişler. Güya soy ordan uzayıp, bugünlere gelmiş. Böyle bir isimden bile, övünecek bir şey çıkardıklarına göre, o kadar da deli sayılmazlar. Yani sayılmayız. :)) Buradan sonra, köyün köprüsünü, tarlaları ve bahçeleri, keçileri, toprak yollardan geçip, Harman Yeri’ne ulaştık.

Bu zamanlarda, bütün köylüler Harman Yeri’nde. Çünkü Çeltikler’in hasat zamanı. Biçilen çeltikler buraya geliyor ve yere serilen çadırların üzerine yayılarak kurutuluyor. Herkesin burada ayrı bir alanı ve "Kelik’i" var. Kelik, ağaçtan yapılmış, açık alanda, güneşten kendilerini ve yiyecek içeceklerini korumak için yaptıkları bir yer. Bu ismi ben de ilk defa duydum. Böyle bir kelime var mı, varsa anlamı ne bilmiyorum. Ama bizim köyde Kelik diye bir şey var ve artık neye benzediğini biliyorum. :)) Biz gittiğimizde, herkes, çaresiz bir bekleyiş içerisindeydi. Çünkü, Biçer-Döver arıza yapmış ve herkes bu aletin tamir edilip, kendi çeltiklerini biçip, buraya getirmesini bekliyordu. Araç bozulmadan önce Çeltikleri biçilen şanslılar ise, Çeltiklerini sermiş kurumasını bekliyordu. Artık onların çok bir işleri yok. Anlaştıkları bir Tüccar veya Tarım Kredi Kooperatifi gelip çeltiklerini buradan alıp götürecek.

Burada, bildiğimiz ve bilindiğimiz bir yerde olmanın bana kattığı güven duygusunu, somut bir şekilde hissettim. Yolda giderken karşılaştığımız çobandan -ki aslında sadece çoban değil, o keçilerin sahibi- Harman Yeri’nde kurutulan her çeltik tanesine kadar herkes, her şey tanıdık. Bu Özgüveni sevdim. İnsanların, er ya da geç Köylerine dönme isteğinin bu duygudan kaynaklandığı kanaatine vardım. Ben gene de Köyüme dönmek istemiyorum. Çünkü dönersem, bir daha çıkamam. Çünkü dönmek kolay, çıkmak zor. Bir gün buraya temelli göçersem, hayata yenildiğim, tek başıma ayakta duramayacak kadar zayıf olduğum anlamına gelir. Aslında, bu yenilgiye hazırım. Fakat, direnmeye devam ediyorum.

Tanıdıklar arasında, en tanıdık olan, halam ve eniştemin yanına gittik. Hemen, burada bir gölgeye masa kurup, semaveri yaktılar. Masada, burada yetiştirilen ürünlerden vardı. Sağlıklı yaşamı o kadar abartmışlar ki, çay şekeri kullanmak yerine, her bir bardak çay için çay şekeri yerine, bir çay kaşığı kendi besledikleri arılardan elde ettikleri baldan yiyorlardı. Ben her ne kadar çay için şeker kullanmasam da, bal tekniğine ayak uydurdum. Çay içtikten sonra, Bostan’a girdim. Bostan da eski bir deyim. Köyde, karpuz, kavun, kabak gibi ürünlerin yetiştirildiği yeri bu şekilde isimlendiriyorlar. Halbuki, Ben karpuzun diğer ismi olarak biliyordum. Bostan’ın kenarında bir kaç tane Ay Çiçeği vardı. Kurumuş mu çürümüş mü, tüketilmiş mi anlayamadım. İçerisinde çekirdekler yoktu. Gene Bostan’ın bir tarafında süpürge otları vardı. Bu otlar gerçekten de süpürge olarak kullanılıyor. Otlar büyüyüp sertleşince, bir sapın ucuna bağlanıp, yerleri süpürmek için kullanılıyor. Eskiden bunlardan çoktu şimdilerde pek görünmüyor.


Çeltikler, buradan fabrikalara götürülüyor. Fabrikada, kabukları soyulup, pirinç oluyor. Pirinçler, çuvallayıp, poşetlenip, paketlenip, dört bir yana dağılıyor. İşte meşhur Osmancık Pirinci bu. Yoksa siz hala Osmancık Pirincini duymadınız mı? Uzun bir süredir, Osamancık Pirinci Patenti alınmış bir Pirinç türü. Yani marketlerde osmancık Pirinci diye satılan o pirinçlerin çoğu burada yetiştirildiği için değil, bu pirinç türünden olduğu için öyle isimlendiriliyor. Kaynak


Pirinç, karpuz, kavun, kabak, çekirdek ve süpürgenin, yetiştiği doğal alanlarını görmek farklı bir duyguydu benim için. Umarım o duyguyu sizlere de aktarabilmişimdir. Kendinize çok iyi bakıyosunuz, öpüyosunuz… :))

Sort:  

Arada boyle seyler yapip buyuksehrin kalabaligindan, stresinden kurtulmak lazim.

Evet, bünyeye iyi geliyor.

Maşallah tarlada da yetişmeyen şey yok. Yazları ailemle ben de gidiyorum bazen dedemin tarlasına. Şöyle oturup beraber yenilen şeylerin tadı başka şeylerde yok 😊.

Evet çok keyifli oluyor. Tarlada sadece çeltik, diğerleri Bostanda 😂

 2 months ago  

Pirincin tarladaki (ilk) hali buğdaya çok benziyormuş televizyonda belgesellerde de görmüştüm ama çok dikkat etmemiştim demekki🙂 nasıl beyaz oluyor acaba diye düşünürken fabrikada kabuklarından soyulduklarını öğrenmiş oldum🙂👌🏻💫✨🌾🍚

😂Tarladaki ile sofradaki görüntüler şaşırtıyor.

Muhteşem anlatım ve güzel görsellerle yaşatmışsınız resmen. Emeklerinize sağlık 😊😊👏👏

Çok teşekkür ederim 🙏

Congratulations @baboz! You have completed the following achievement on the Hive blockchain and have been rewarded with new badge(s):

You made more than 1000 comments.
Your next target is to reach 1500 comments.

You can view your badges on your board and compare yourself to others in the Ranking
If you no longer want to receive notifications, reply to this comment with the word STOP

To support your work, I also upvoted your post!

Check out the last post from @hivebuzz:

Feedback from the October 1st Hive Power Up Day
Hive Power Up Month Challenge 2022-09 - Winners List
Be ready for the 10th edition of the Hive Power Up Month!
Support the HiveBuzz project. Vote for our proposal!