Ikinci beyin : bağırsağınızdan beyninize uzanan bir yol var

in #tr7 years ago (edited)

Hazır olun : bağırsağımızın da bir beyni var

6691524-3x2-340x227.jpg
Picture credit : www.abc.net.au

Geçenlerde – yine yaz tatili için Türkiyedeyken – kitap reyonunda beyin ve bağırsak görseli olan bir kitap görüp « bu ne şimdi ya? » diye gözlerimi belerte belerte kitaba bakmıştım. Acelem olduğundan fazla inceleyemeden çıkmam gerekti. Birkaç gün sonra Fransa'ya döndüğümde derste hoca önümüze « second brain » adlı bir makale koydu ve içeriği hakkında hiç bir tahminde bulunamayacağım bu konu beni bir hayli şaşırttı. Eminim ki bilmeyenleriniz için bunun uzun zamandır ögrendiğiniz en enteresan bilgilerden birisi olduğunu düşüneceksiniz, yani bir zahmet düşünün aaaa ! Yediklerimizin beynimizi ve akabinde ruh halimizi nasıl etkilediğini bu bilgiler ışığında öğrenmek çok heyecan verici bence. Bahs ettiğim etkileşim iki taraflı elbette. Beyin ikinci beynimizi, ikinci beynimiz ise beynimize etki ediyor. Müstakbel bir nöropsikolog olarak, bu bilgiye biraz geç kalmışım, hele ki en sevdiğim konunun vücut benliği olduğunu düşünürsek. Bu canım konu hem nöropskolojiye hem felsefeye değiniyor, ay çok seviyorum ! Birçoğunuzun – ben de dahil olmak üzere – aklına ilk gelen şey o tuhaf « bana bir şeyler oluyor » hissi, hani karnınızda, midenizde yeni birisiyle tanışınca veya kalabalığa sözlü bir sunum yapmanız gerektiğinde hissettiğiniz. Hepimiz karnımızda uçuşan kelebeklerle veya sinirsel kasılmalarla bir gün tanıstık. Işte bütün bu ortak hislerin açıklamasını beyin-bağırsak ikilisine borçluyuz.

Belli ki bu nöronlar her yerde

rsz_cover.jpg
Picture credit : www.biokplus.com

Bu iki samimi arkadaş birbirine uzun bir sinirsel ağ yardımıyla mesaj gönderiyor (eskiden olsa telgraf yazardım, mesaj ne ya sms gibi?). Demin de yazdığım gibi ikisi de birbirine bağlı ve etkileşim iki taraflı. Aç olduğunuzda, mideniz beyninize 'acıktıııım' diye mesaj gönderiyor, bu mesaj siz doyarken geri dönüyor. Bu mesajlaşmayı sağlayan nöronlar sürekli aktif ve hazırolda bekliyor. Aynısı stresli, sinir bozucu veya heyecanlandırıcı bir durumla karşılaştığınızda da oluyor. Bağırsağınız o an söylemediğiniz, söyleyemediğiniz, sakladığınız, içinize attığınız (Freud ne demiş ? « Içine atıyon, atma » demiş!) her şeye reaksiyon gösterir, çünkü Alice Miller'in de kitabında dediği gibi « beden asla yalan söylemez ». Bu kitabı birkaç ay önce çok severek okudum ve şimdi bu bilgileri edindikten sonra daha da anlam kazandı. Vallahi babamı bile ikna ettim gidip kitabı almış, okuyor şimdi (hayırlı evlat emojisi niye yok?). Alice Miller bu kitabında psikosomatik dedigimiz – hani bu halk dilinde « hasta masta değilsin, psikolojik seninki ! » olan – hastalıklardan bahs ediyor ; bastırdığımız, söyleyemediğimiz her acının ruhumuza verdiği zarar ve bedenimizin bunlara gösterdiği tepkiyi anlatıyor, kendi hastalarını örnek göstererek. Şu bir gerçek : biz bedenimiziz.

Ekoloji severlerin ikinci beynimizin de bir ekosistem oldugunu ögrenmesi ne güzel

Micronutrients-Gut-Second-Brain-540x300.jpg
Picture credit : www.micronutrients.com

Merkezi sinir sistemimiz sempatik ve parasempatik sistemler aracılığıyla bağırsakla iletişim halinde ve bu iletişim kalbi, hazmı ve nefesi kontrol etmeye yarıyor. Aşağı yukarı enterik sistemimizdeki %89-90 sinirsel bağlantı bağırsaklarımızdan beynimize gidiyor. Bu konuda yazan bazı insanlar ikinci beynimizi ekosistem olarak nitelendiriyorlar ve zannımca içinde barındırdığı bakterileri ve nöronları göz önünde bulundurunca gayet uygun bir isim. Bu bakteriler ve nöronlar doğdugumuzdan bu yana içimizdeler, hatta onlar bizim süperkoruyucularımız. Virüslere ve kötü bakterilere savaş açan, hazmımızı kolaylaştıran koruyucular ! Onlar mutsuz olduğunda, enterik sistemimizdeki nörotransmitterler bunu bize anında bildiriyor. (çok kötü bir espri yapacagım ama, ağzında nöron ıslanmıyor be diyebilir miyiz ? Tamam susuyoru...)

Depresyon ve anksiyete üzerindeki etkiler : ah su 21. yüzyıl hastalıkları

13297566_f520.jpg
Picture credit : www.exemplore.com

Sağlıklı bir bağırsağın strese olan hassasiyetimizi azaltacağı, cortisol ve iltihap derecemizi düşüreceği, belleğimize iyi geleceği gerçeğini görmezden gelemeyiz. Bu bağlamda en çok konuşulan, etkisi görülen hastalıklar arasında depresyon ve anksiyete bozukluğu yer alıyor, otizmden bile bahs edilmiş. Şimdi size diyet listesi verip, günde 5 adet sebze-meyve yemeniz lazım tarzında bir öğüt vermeyeceğim elbette, amacım bu degil. Ama önemli bir gerçek var ki yeme alışkanlığınızı iyi yönde değiştirirseniz bunun etkisini ruh halinizde hissedeceksiniz. Birçok arkadaşım bunu doğruladı gerek ruhen gerekse bedenen hissettikleri hafiflemeden bahs edip duruyorlar. Rakamları ve istatistiksel bilgileri fazla öne çıkarılmasından dolayı pek sevmiyorum ama araştırmacılar bağırsakta 100 milyondan fazla sinirsel hücre (yani nöron) olduğunu söylüyorlar, hani sizin de kafanızda ne denli bağırsağımızın kontrolü altında olduğumuz konusunda bir fikir oluşsun.

Suraya bir tutam felsefe birakabilir miyim lütfen

philosophy-banner.jpg
Picture credit : www.keele.ac.uk

Atalarımız ne demiş ? (bu atasözünü ingilizceye de çevirdim, as bayrakları!) : sağlam kafa sağlam vücutta bulunur. Vücudun sağlam degilse sağlıklı düşünemezsin : çok anlamlı değil mi ? Bütün bu yazdıklarımı çok sevdiğim bir düşünür/yazar olan F. Varela'ya bağlamak istiyorum. Kendisi vücut felsefesi yapmış büyük bir önderdir ve beni 3 yıldır (yani kendisi hakkında bilgi edindiğimden beri) etkilemekte ; hem mesleki açıdan, hem kişisel açıdan. Insan daha ne ister ? Yaşantımızın, yani tecrübelerimizin ve hayatımızın vücudumuz sayesinde var olduğunu öngörüyor. Bilişsel (cognitive) sistemimizin bilincimizle birlikte bedenimize ait olduğunu ve çevreyle-dogayla sürekli etkileşim/diyalog halinde olduğunu, bu şekilde anlam kazandığını söylüyor iki gözümün çiçeği. Bu bakış açısı inanılmaz güzel ve ilgi çekici bir isim altında birleşiyor : nörofenomenoloji. Bu, yüksek lisans tezimde de kullanacağım felsefi bir akım (bunu bilmeniz ne kadar önemli bilmiyorum ama bu konuda sorularınız olursa BEN VARIM BURADA). Sonuç olarak burada anlatmak istediğim şey bedenimizin ne denli paha biçilmez olduğunu belirtmek. Hep unutuyoruz bunu, ölümü unuttuğumuz gibi. Cünkü odur yükünü taşıyan ; yaşadıklarımızın, hissettiklerimizin ve yediklerimizin.

Dipnot : antibiyotikler de konu alınıyor ikinci beyinden bahs edilirken. Biliyorsunuz ki iyi bakterilerimize de saldıran antibiyotiklere pek iyi gözle bakılmıyor. E tabi ikinci beyine olan zararını düşünürsek, ana beyne olan zararından bahs etmeye gerek bile yok. Probiyotik tüketin dostlar, kefir bunların babasıymış , öyle diyolla !

Sort:  

Mükemmel yazı için teşekkürler. Bağırsaklarda 2 kiloya yakın bakteri var ve hatta bu bakteri florasının yeni bir organ olarak görüp görmememiz hakkında ciddi tartismalar var.

Çok teşekkürler. Henüz mükemmel yazamıyorum ama bu konuda kendimi geliştirmek hedeflerimden birisi. Bu bakteriler ikinci beyin konusunda da çok konuşuluyor. Zaten o flora da bizim sinir sistemimize etki ediyor, sindirim için önemli diye biliyorum. Piyasada bağırsak florasına zarar veren çok ilaç var ve sanırım gittikçe bu konular için farkındalık yaratılacak.

This post received a 20% vote by @msp-turkey courtesy of @necrosahin from the Minnow Support Project ( @minnowsupport ). Join us in Discord.

Upvoting this comment will help support @minnowsupport.

Bu psikosomatik belirtileri ben baya uzun süre deneyimledim. Vücudum bana ölüyosun diyodu fakat Ne kadar doktora gitsemde canavarsın birşeyin yok deyip yolladılar vücuda iyi bakmak lazım :D

Çok enteresan değil mi. Ağrın veya sancın gerçek ama bulgusu yok çünkü bulgusu kafanda :) her şeyle korkmadan yüzleşmek lazım, içine attığın, söyleyemediğin her şeyle. Hepsi sana hastalık olarak geri dönüyor çünkü.

Ben inanmazdım böyle şeylere deneyimleyince anlıyor insan :D

Her şeyde olduğu gibi insan başına gelmeden hiç bir şeyi tam anlamıyla anlamıyor işte :) illa kafamızı duvara vuracağız anlamak için.

Çok ilginç bir paylaşım, okurken isimleri not aldım ki biraz da ben etkileneyim bilim insanlarından :D Şöyle bir haber okumuştum ; PoopMd isimili bir iphone uygulaması, dışkı rengine bakarak pek çok hastalığın analizini yapabiliyormuş. Anlaşılan bağırsaklarımız mesaj vermekte oldukça başarılı :D

Çok teşekkürler. Bence de ilginç ama bilim bu konuda baya ilerledi artık ne tür hastalıklara etkisi olabileceğini araştırıyorlar ve gerçekten herkesin bilmesi gereken bir konu, o sebepten oturup bunu yazdım. Doğrudur, ben o uygulamayı duymamıştım bak :p Artık her şey o kadar ilerledi ki takip etmek zor. Yazdığım gibi aslında hepsi bakterilerle ilgili. Bağırsaktaki bakteri oranı beyne etki ediyor beyin de duygusal ağa bağlı olarak ruh halimize etki ediyor. Yeme alışkanlığını düzeltme depresyona iyi geliyorsa bence baya sağlam bir yoldayız :) Alice Miller'in kitabını tavsiye ederim, Varela'nın da! Sevgiler.